Facebook

EĞİTİMDE BAŞARI İÇİN ÜLKEDE İKLİMİN DEĞİŞMESİ GEREKİR

Eğitim, iktidarın en başarısız olduğu kritik alanlardan biri. Siyasal iktidar uzun süredir eğitimi kendi rejimini inşa etme ve dolayısıyla kadrolarını oluşturma amacıyla bir araç olarak kullanıyor. Kamucu politikaları terk ettikçe siyasal iktidar, boşluğu İslamcı yapılanmalar doldurdu; yeni vakıflar türedi. Eğitimde niteliksizleşmeye başarısızlık eşlik etti. Eğitimin bir dindar ve kindar nesilleri yetiştirmek için yapıldığı en üst düzeyde ifade edildi. İktidar, 4+4+4 uygulamasıyla eğitime en önemli neşteri vurdu. Yurtlarda istismara uğrayan, yanarak hayatını kaybeden, mahallesinde gidecek okul bulamayan milyonlarca çocuk…
Bu dönemde bütün bu yaşananları öğretmen ve eğitimci kimliğiyle 13. Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’yle konuştuk. Öğretmen Cumhurbaşkanı eğitim için neler düşünüyor, neler yapacak? Sorduk, yanıtladı

»İktidar, 2012 yılında getirdiği 4+4+4 sistemi ile birlikte görünürleştiği şekliyle eğitimi siyasal İslamcı bir rejim inşa etme çabası yönünde bir araç olarak kullanıyor. Bu bağlamda eğitimin laik, çağdaş ve akılcı yapısına sık sık müdahale gündeme geldi. Sizin Cumhurbaşkanlığınız döneminde nasıl bir eğitim sistemi olacak?

Eğitim sorunlarımızla ilgili düşünceleri bilinen biriyim. Nelerin yanlış gittiğini ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini bilen ve düşüncelerini ortaya koymuş biriyim. Benim birinci hedefim; milli eğitimi, milli eğitim yapmak olacak. Herkesin üzerinde anlaştığı ve siyasal iktidarlara, bakanlara göre stratejik hedefleri değişmeyen, “herkesin ama hiç kimsenin olan” bir eğitim sistemi kurmak istiyorum. Eğitim sistemi siyasal partilerin özel insan mühendisliği çalışması yapacağı bir yer olamayacağı gibi arka bahçesi de olamaz. Temel eğitim okullarında değerler, bilgiler, farklı okul türlerine göre değişmemelidir.
Bütün bunlar eğitimi siyasal alanın dışına çıkaralım anlamında bir çağrı olarak görülmemelidir. Eğitim politik alanın tam merkezindedir. Merkezinde olduğu için herkesle, her yurttaşla ilgilidir.

Bugüne değin eğitim sorunlarımızın çözümünde sonuçlara çözüm aranması yerine nedenlere çözüm aranması gerektiğini savundum. Gündelik siyasetin içinde nedenlere yönelen bir tartışma hemen hemen hiç olmamakta. Sonuçlara odaklanılmakta, oradan üretilen çözümlerle yol alınmakta. Bu da bir zaman sonra sorunu daha da çözülemez, iyice derinleşmiş hale getirmektedir.

Türkiye’nin eğitiminde bir kısır döngü var. Heyecanla tanıtılan, uygulamaya konulan sayısız proje başarısızlıkla sonuçlandı. Öyle ki bazı projelerin uygulamaya konulma gerekçeleriyle uygulamadan kaldırılma gerekçeleri aynıdır.

“Milli eğitim” gece görülen rüyaların, benim çocukluğumda diye başlayan nostaljilerin uygulamaya sokulacağı yer değildir.

Eğitimi bir bütün olarak görmek gerekir. Herhangi bir yerinden değiştirmek, tümünü değiştirmeye neden olabilir. Örneğin TEOG’un kaldırılması, sadece ortaöğretim kurumlarına giriş biçimini değiştirmiyor. Okulların statülerini, ailelerin planlarını, çocukların önceliklerini değiştirdi. Okulların yönetimine ilişkin başka bir anlayışı egemen kılmaya başladı. Bir grup lise, kendi içinde bir bölge ilan edildi. Devletin eliyle bir kısım lisenin niteliksiz olduğu, bir kısmının nitelikli olduğu gibi akıllara ziyan bir ayrımı doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı yaptı.
 

»Eğitimde nitelik ve dolayısıyla başarı düşüşte. PISA sonuçlarında; matematikte, fen bilimlerinde ve okuduğunu anlamada ilk 50 ülke arasında yokuz. Bu tabloyu nasıl değiştirebiliriz?

Eğitimde başarı, sadece öğretmenlerin, çocukların, okul ortamının, müfredatın durumuna bakılarak, 'öğretmen kötü, başarısız, okullarda donanım eksikliği bizi başarısız kılıyor, müfredat çağdaş, bilimsel değil bu nedenle başarısız' demek bir yönüyle doğru ama gerçeğin kendisi değildir.

Kaynak: https://www.birgun.net/haber-detay/egitimde-basari-icin-ulkede-iklimin-degismesi-gerekir-217186.html

Haber Tarihi : 25 Mayıs 2018